21 Aralık 2012 Cuma

Patlamış mısır kokusu..

Patlamış mısır kokuyor şu an evimiz. Yukarı çıktığımda annemin öksürüğünü duydum. "N'apıyosunuz siz bakalım orda," diye bağırdım. Bizim evde herkes yüksek sesle konuşur-sülalede de. Annem, "Gel, gel sen de gel, "dedi. Açtım kapılarını. Annemle babam, aynı battaniyenin altında, sırtlarını duvara vermiş, televizyon izliyordu. "Yaramazlık yapmıyorsunuz umarım," dedim. Annem, "Canım çok sıkılıyor, kendimi nereye vuracağımı bilmiyorum, hareket ediyorum sürekli, "diye güldü.  Babam, gözlüklerinin altında ışıldayan gözleriyle anneme takıldı: "Deli kadın!!" Kapadım kapılarını, odama kapandım. Yüzümde bugünün güzel gülümsemesi.. Bu anları daha önce de yaşamıştık.. neredeyse aynı sözcüklerle yazmıştım da. Sevineyim ki tekrarı olmuş yaşadıklarımızın ... güzelliğin.
Bugün, annem, babam, Suzi ve ben epey güzel eğlendik. Annemle Suzi "yakalamaç" bile oynadı. "Öpücem öpücem dedim sana.." amaçlı kovalamaca:) Babama kukuleta (yılbaşı kukuletası- hiç kullanmadığım bir sözcüktü kukuleta, umarım doğru yazdım:)) taktık-ki babam bunu kendi başına yapacak en son insandır. Suzi doğduğundan beri çok değişti babam. Kendi yapmasa da, bizim O'na yaptıklarımıza en azından eşlik edecek denli "canlandı".  Ciddi duruşunu kaybettirdik babama da:) Romantik bir adam bile oldu, diyebilirim. "Anamı hiç görmemiş olmak, bana yarım bir hayat gibi geliyor," bile dedi bugün. Yetmişine dayanmış bir adam, anasını özleyen, küçük bir oğlan çocuğu idi bugün. 
Şömine tüm gün yandı. Bazen ben alevlendirdim, bazen annem bazen de Suzi. Babam çatı katında biriktirdiğimiz eski eşyaları kırmaktan yoruluyor mu bilmem ama bu yıl "aslında zorunda olduğumuz" için yaşadığımız şömine akşamları, bize keyif veriyor. Onca sorunun ortasında, çıtırdayan eski eşya parçacıkları.. nefes aldırıyor. Alev alan eski eşyalar, her zaman hüzün geçirmez demek ki ruhlarımıza..
Resim de çektik: "Babam ve annem, başlarında kukuletalarla alevlerin önünde-minderde- kıkırdarken resimleri." Annem, babamın bu hallerine çok güldü. Ben de annemin gülen haline. 
Anasını özleyen küçük oğlan çocuğu şöminenin üstünde duran "o fotoğrafa" bakıyordu belki de ben ve annem gülerken. Yirmi yedi yaşında gitmiş anasına.
Patlamış mısır kokusu, bizim kokumuz bu akşam. Birazı yanmış.
Ve Suzi ve ben:) resimce anlatımımız..

4 yorum:

PaNDoRa dedi ki...

Suzi ve sen.. Çok tatlısınız, çokkk..

O evde tanıdığım herkes çok tatlı ama. Ayrım yapamayacağım. Güler yüzlü iyi niyetli bir ailen var hayatım. Hepinizi çok seviyorum!

Karōshi dedi ki...

öyle her birimiz.. ne şans ki.. ben de sizi seviyorum ve sen bunu biliyorsun..

U.T dedi ki...

güzel bir yazıydı.

Karōshi dedi ki...

Sağolasın:)