22 Şubat 2013 Cuma

Mehtap

Telefonum çalınca açtım. Ben uzaklardan arıyorum demese de diğer uçtaki kişi, uzak sesini alıyordum. Adı Mehtap'mış ve canı sıkılmış, gelişi güzel bir numara çevirmiş ve ben çıkmışım. "Siz neredensiniiiiiiizzzz..." diyordu ki, ben "Sesiniz gelmiyoorrrrr," dedim. Kapattım; bitirdim konuşmayı.Eski ben bunu yapmazdı. Eski ben gene bunu yazardı ama daha çok yazardı çünkü "dahası"nı oldururdu-olmayacaksa da. Sesi çok az geliyordu ve ben de çabalamadım. Çabalamak lazım da değildi ki aramadı yeniden Mehtap:)
Bu akşam Suriye'li çok eski bir dostumla konuştum.
Acı ordaydı. Bu bilineni.. aramızda geçenin.
Konuşma, sonlandı ama bu kez karşılıklı sonuna gelindi ve bitirildi. ."Mutlu olmayı öğrendik. Ama eskiden mutlu olduğumuzu 'yalnızca' hissediyorduk," dedim. Öğrenilmiş mutluluklar.. Risksiz ve garantili olanlar. Hissettiklerimizde acı "ihtimal' dahilindeydi ama ve o yüzden başkaydı o mutlu anlar. Ben gene de öğrendiğime meylediyorum. Ne acı. Mehtap.. Ne acı, değil mi Mehtap.... Acı macı değil, biliyorum Mehtap. Gelişi güzeldi araman, Mehtap.Sen aradın, ben kapadım. Sen yeniden aramadın ve ben de şaşırmadım.
Sağ ayağım fena ağrıyor. Beden öne geçiyor: Beden: Sonsuz;Ruh: 0:)
Mehtap: Merhaba.. Benim canım çok sıkıldı. Sizi aradım. Ben, Mehtap.